Adım Adım Amasya

Şehrin hikâyeleri

Alaman Çiftliği

19. yüzyılda Amasya'ya Almanlar ve İsviçreliler geldi. İpek fabrikası kurdular, çiftlik aldılar, okul açmaya kalkıştılar. Sonunda olan şu oldu: Amasyalılaştılar.

19. yüzyıl İpekçilik Kolonizasyon ve misyonerlik
Süslü koşumlu, yüklü develerden oluşan kervan ve deveci; arkada sırttaki çiftlik binaları
Alaman Çiftliği'nden aldığı yükleri taşıyan deve kervanı. Arkada, sırtın üstünde çiftlik binaları görünüyor. Hüseyin Menç Arşivi.

📜 Belgeler ne diyor?

19. yüzyılın ikinci yarısında Amasya'nın ekonomik yapısında Alman ve İsviçreli kolonistlerin — özellikle George Krug ve Metz'in — etkisi büyüktür. Bu müteşebbisler, Avrupai tekniklerle donatılmış, buhar gücüyle çalışan modern ipek kozası fabrikaları, kibrit fabrikası ve un değirmenleri kurarak şehrin ziraat ve sanayisini Avrupa standartlarına taşımışlardır.1

Merkezi Almanya'nın Baden eyaletindeki Freiburg kentinde bulunan bir ticaret firmasının Amasya'daki ipek fabrikasında, farklı dinlerden kız, erkek yüzlerce çocuk ipek böceği kozaları açma işinde çalışmaktaydı — çünkü bu işlem için çocukların narin elleri çok uygundu.2

1858'de şehre gelen Alman coğrafyacı Heinrich Barth, Taşhan'da Krug'un ofisini görmüştü: üreticiler ve köylüler ipeklerini satmak için sıraya girmişti. Krug, eskiden Freiburg merkezli Meez ailesinin ipek ticarethanesinin Amasya temsilcisiydi; artık kendi adına işyerleri açmıştı. Evi, Yeşilırmak'ın küçük bir ırmakla birleştiği yerdeki yüksek çıkıntının üzerinde, İsviçre mimari tarzında inşa edilmişti.3

1865: Mutasarrıf fabrikaya gidiyor

Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa, 1865'te şehrin ileri gelenleri ve ulema ile birlikte Mez'in ipek fabrikasını denetledi.2

Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa portresi
Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa.
Hüseyin Menç Arşivi.

Fabrikayı gezerken iki şey dikkatini çekti. Birincisi, ipek kozası içindeki böceklerin buharla öldürülmesiydi; buna şiddetle karşı çıktı.

İkincisi daha ağırdı: gözlediği erkek ve kız çocukları, çalıştırılırken Hıristiyan geleneklerine göre şarkı söyletiliyordu. Masumane görünen bu uygulamanın Müslüman aileler arasında ileride telafisi mümkün olmayacak bozulmalara yol açacağı gerekçesiyle, Türk kızlarının derhal işten ayrılmalarını emretti. Dahası, fabrika işçileri arasında Müslüman çocukların bulundurulmasını ve çalıştırılmalarını da yasakladı.2

Bazı yabancılar bunu, “katı ahlak anlayışına sahip bir Türk olarak buna tahammül edemezdi” diye değerlendirdi. Menç'in aktardığına göre Ziya Bey'in bu tedbirleri, Evangelist Hıristiyanlık propagandasının etkisini engellemiştir.2

İpek fabrikasının içi: iki sıra tekne boyunca çalışan kadınlar ve çocuklar, aralarından geçen iki gözetmen
Amasya'daki ipek fabrikasının içi. İki sıra tekne boyunca kadınlar ve çocuklar çalışıyor; aradaki koridordan iki gözetmen geçiyor. Hüseyin Menç Arşivi — kitaptaki baskıda kırmızı tonludur, burada gri tonlamaya çevrilmiştir.

Çiftlik: kim, ne kadar, kaça?

Aşağıdaki rakamlar Osmanlı arşiv belgelerinden geliyor.4

1.600 dönümAtabey Çiftliği arazisinden, Vaiz Brokse namına, 65.000 kuruşa.
480 dönümYine aynı çiftlikten, Ermeni cemaatinden Tatyos'tan, 22.000 kuruşa.
540 dönümTuzsuz'da, Mösyö Haksher namına, 28.000 kuruşa.
2.620 dönümToplam satılan arazi — 115.000 kuruş. Senetleri verildi.

Son olarak Kutu köyünde Çerkes muhacirlerinin elindeki 460 dönüm için 62.000 kuruşa pazarlık yapıldı — ama satış muamelesi yapılmadı, senet verilmedi.4

Belgeye göre arazi miri arazidir; dere kenarına yakın olduğu için suyun taştığı mevsimlerde su basar, bir kısmı çayır olarak tasarruf edilip ot biçilirdi. Kalanında Avrupa alet ve edevatıyla arpa, buğday ve mısır ziraati yapılıyordu.4

Çiftlikte Almanyalı sahip ve nazırlarla demirci, marangoz, yağ ve peynir ustaları dışında yabancı hizmetçi yoktu. Amelelik işinde çalışanların hepsi Osmanlı vatandaşıydı ve ücretle istihdam ediliyorlardı: civar köylerin Müslüman ahalisi, Sivaslı bazı Rumlar, Amasyalı Ermeniler ve Rumlar.4

Almanlar çiftliği aldıktan sonra mevcut binalara ek olarak iki samanlık, üç otluk, fırın ve aşhaneyi içeren büyük bir daire ile iki adet çiftçi dairesi inşa ettiler.4

Çıplak bir yamaçta, geniş saçaklı, balkonlu, İsviçre tarzı bir çiftlik evi; önde şapkalı çocuklar oturuyor
Çiftlik evi: geniş saçak, balkon, kepenkli pencereler — Barth'ın Krug'un evi için kullandığı “İsviçre mimari tarzı” tarifine uyuyor.3 Eski Amasya arşivi. Arşiv künyesinde 1840 yazıyor; Almanların Amasya'daki faaliyetleri belgelerde daha sonraki on yıllara tarihlendiği için bu tarih burada kullanılmadı.
Çiftliğin genel görünüşü: uzun kiremitli bir yapı, arkada bağlar ve ağaçlar arasında bir köşk
Çiftliğin genel bir görünüşü. Önde uzun bir yapı, arkada teraslanmış bağlar ve ağaçların arasında bir köşk. Hüseyin Menç Arşivi.

Çiftlikteki okul ve devletin tepkisi

Almanlar, fen usullerine uygun ziraat eğitimi vermek için yetim Ermeni çocuklarını çiftlikte topladılar ve eğitime başladılar. Ancak çiftliğin havasının iyi olmaması çocukların hastalanmasına sebep oldu. Öte yandan ruhsatsız mektep ve kilise açmak kanunen yasaktı; Sivas vilayetinin ihtarıyla eğitim sonlandırıldı ve çocuklar ailelerine gönderildi.4

Devletin kaygısı belgelerde açıkça yazılıdır: yabancıların aldığı arazilere gelişigüzel ecnebi muhacirler iskân edilmekte, bölgenin nüfus yapısı değişmektedir. Kale, istihkâm, hudut ve askerî noktalar gibi mühim bölgelerin Osmanlı tebaasının elinde bulunması elzemdir. Almanların ziraat için çiftlik satın almasında bir beis görülmemekle birlikte, maarif nizamnamesine aykırı eğitim yapmaları ve ruhsatsız mektepler tesis etmeleri kabul edilmemiştir.4

Sonuç: ruhsatsız okul ve bina inşasına müsaade edilmemesi kararlaştırıldı; Kutu köyündeki satışın yapılmaması, gerekirse arazinin bedeli ödenerek Hükümet tarafından satın alınması istendi. Ve Amasya'da Almanların bu kadar fazla arazi sahibi olmasında ihmali bulunan Amasya Defter-i Hakanî Başkâtibi muhakeme edildi.4

İki ad: Alaman mı, Atabey mi?

Halkın ve arşivin adı

Fotoğraf arşivindeki kareler ve Hüseyin Menç'in yayını burayı “Alaman Çiftliği” diye anıyor. Menç, çiftliğin Krug'un idaresinde işletildiğini yazar.2

Belgelerin adı

Osmanlı arşiv belgelerinde ve akademik çalışmalarda arazinin adı Atabey Çiftliği'dir.4 Konuyu inceleyen makalenin başlığı da şudur: “Alman Kolonyal Politikaları ve Protestan Misyonerliği İçin Bir Örnek: Amasya Atabey Çiftliği (1879-1919)”.5

Elimizdeki kaynaklar bu iki adın aynı yeri gösterdiğini açıkça söylemiyor — bu yüzden burada öyle denmiyor. Ancak şu kesin: Kültürel Miras Boyutuyla Amasya, Alman ve İsviçreli kolonistleri anlatan cümlesinin kaynağı olarak doğrudan bu Atabey Çiftliği çalışmasını göstermektedir.1, 5

Hikâyenin sonu bambaşka

Amasya'ya Hıristiyanlık götürmek üzere gelenlerin akıbetini, 1898'de şehre gelen Alman gezgin Ernst von der Nahmer kaydetti:

“Krug'dan başka gelenlerin hepsi Alman kökenlerini, Alman bilincini, dinini, kültürünü unuttular. Ermeni ve Türk Müslüman kızlarıyla evlendiler. Bir kısmı Protestanlığa, bir kısmı Müslümanlığa yöneldi. Ermenilerin ve Türklerin damatları oldular. Almanlıklarını yavaş yavaş kaybettiler ve soyadlarından başka Almanlıkları kalmadı. Bunların çocukları da Almancayı unuttular. Türkiye'deki Levantenlere benzediler. Kısacası onlar Amasyalılaştılar.”

Ernst von der Nahmer, 1898 — Menç'in aktardığı gibi.2

Nahmer, Amasyalılaşan Almanlar için yine de iyi düşüncelere sahipti: “Hepsi Amasya ve çevresine saygı gösteren dürüst, çalışkan, ağır başlı, buradaki halk tarafından sevilen kişiler oldular.” Demircilik, değirmencilik ve modern ipek ipliği üretiminde modern işletmeler kurduklarını, bölgenin yaşam düzeyini yükselttiklerini yazdı. Ama ekledi: “Fakat millî benliklerini, dillerini, dinlerini unutmaları bağışlanacak bir suç değil.”2

Fabrikayı kim aldı?

Fesli, sakallı Osmanzade Akif Bey'in portresi
Osmanzade Akif Bey (Tohumcu).
Künyesi karenin altında yazılı: “Almanların Amasya'da kurdukları ipekçilik fabrikasını satın alan Osmanzade Akif Bey.”
Hüseyin Menç Arşivi.

Kafkaslardan Anadolu'ya zorunlu olarak göç etmek mecburiyetinde bırakılmış Kabatay sülalesinden bir ailenin çocuğuydu. Aile, kurtarabildiği maddî varlığıyla Amasya'ya gelip buraya yerleşmişti.2

Almanların kurduğu fabrikada önce işçi olarak çalıştı. İşin inceliklerini orada öğrendi — ve ipekçiliğin Amasya'daki hakimiyetinin Almanlardan Müslümanlara geçmesinde önemli bir aktör oldu.2

Almanların varlığı ve güçleri zayıflayıp büyük yatırımlarının çarklarını çeviremez duruma gelince, Akif Bey Almanların Amasya'da kurduğu ipekçilik tesislerini açık artırma yoluyla satın aldı.2

Sonra daha zorunu yaptı. Amasya'nın geleneksel ipekböcekçiliğinden elde edilen ürünlerin kalite düşüklüğüne son vermek için ipekböcekçiliğinin merkezi Çin'e seyahate çıktı: Samsun'dan İstanbul'a, oradan aylarca süren deniz yolculuğuyla Çin'e. Çok kaliteli ipekböceği tohumlarıyla döndü.2

Yıllarca devam edecek “Amasya İpeği Markası”, emsal kabul etmeyecek kalitesiyle yurt içinden ve yurt dışından gelen tüccarlara “Böcekhane”den satıldı. Bu satışlardan elde edilen gelir, “Harir Tohumu Rusumu” adı altında Amasya Mutasarrıflığı'na verildi. İpekçilikte bilimsel ve modern tekniği kullanarak üretim gerçekleştirmesi sebebiyle II. Abdülhamid tarafından altın nişanla ödüllendirildi.2

Uzun bir masanın başında dizilmiş, beyaz önlüklü kadınlar ve kız çocukları
Amasya'da ipek işinde çalışanlar. Hüseyin Menç Arşivi.

Akif Bey'den sonra Tohumcular un fabrikası, deri ve tabakhane işletmeleri kurdular. Oğulları Kemal, Nahit, Ali ve Besim, babalarının mesleğinden dolayı Tohumcu soyadını aldılar. Kemal Tohumcu, Amasya'daki Fransız Cizvit Koleji'nde eğitim aldı.2

Ve işin öğretmenleri ilgilendiren yanı: Amasya'da üretilen ipek tohumu ve ipekçilik konusunda ileri derecede gelişim yaşanması sebebiyle, 1944'te orta mektepte ipekçilik dersleri verildi.2

Sırasıyla

Bu durağın koordinatı yok. Çiftliğin bugünkü yeri ve kalıntılarının durumu saha çalışmasıyla doğrulanmadığı için sayfada koordinat verilmiyor.

Kaynaklar

Bu sayfadaki her olgusal bilgi aşağıdaki kaynaklardan birine dayanır.

  1. Kültürel Miras Boyutuyla Amasya (Amasya: Amasya Üniversitesi, BAP Projesi SEB-BAP25-0233, 2026), 21-24. — “Osmanlı Dönemi Amasya” bölümü; Alman ve İsviçreli kolonistler (George Krug ve Metz) buradadır.
  2. Hüseyin Menç, Tarih İçinde Amasya (Amasya: Amasya Belediyesi, 2014), 243, 249. — İki bölüm: s. 243 “İpekçilikte Türk Ekolünü Başlatan Osmanzade Akif Bey (Tohumcu)”; s. 249 “1865'te Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa'nın tedbirleri, misyonerlik çemberindeki genç kızlarımızı kurtarmıştı” (Menç bu bölümü, 3 numaralı kaynağın 305-308. sayfalarına dayandırır).
  3. Ali Tuzcu, Seyahatnâmelerde Amasya (Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007), 196-198. — “Amasya'nın Alamanları: Dr. Heinrich Barth” bölümü.
  4. Edip Uzundal, Sultan II. Abdülhamid Dönemi'nde Amasya Sancağı (Sosyal, Ekonomik, İdarî ve Demografik Yapı) (Tokat: Gaziosmanpaşa Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2017), 225-226. — Başbakanlık Osmanlı Arşivi belgelerine dayanır (BOA. BEO. 1892/141887; BOA. BEO. 2256/169155; BOA. Y.A.RES. 121/78).
  5. Hadi Belge, “Alman Kolonyal Politikaları ve Protestan Misyonerliği İçin Bir Örnek: Amasya Atabey Çiftliği (1879-1919)”, History Studies 10/8 (Kasım 2018), 49-75.