Anadolu'nun ilk bimarhanesi. Yedi yüz yıl önce burada hem hasta bakıldı
hem hekim yetiştirildi — dil, din, ırk ayrımı gözetmeden.
1308–1309 · İlhanlı dönemiAnber bin AbdullahBugün müze
1929. Amasya Ortaokulu talebeleri, muallimleri nezaretinde,
tarih dersinde — Bimarhane'nin taçkapısı önünde.
Eski Amasya arşivi.
📜 Belgeler ne diyor?
Yakutiye Mahallesi'nde, Yeşilırmak'a paralel uzanan cadde üzerinde,
medrese plan şemasında inşa edilmiş; şehrin bilinen ilk müstakil
hastanesi.1
Yapıyı 708 / 1308–1309'da, İlhanlı Hükümdarı Sultan Olcaytu Mehmed
Han'ın eşi İldus (Yıldız) Hatun'un kölesi Anber bin Abdullah ile
Anadolu Emiri Ahmed Bey yaptırdı.1 Kapı üzerindeki kitabeden
anlaşıldığına göre inşaat 1308'de başlayıp bir yıl sürdü.2
Burası yalnızca hastane değildi: aynı zamanda bir tıp medresesiydi —
hem hekim yetiştirdi hem de dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin
halka sağlık hizmeti verdi.2
Vakfiyesi günümüze ulaşmadı. 712/1312'de Pervane Bey Zade Alaeddin Ali
tarafından düzenlendiği biliniyor1 — ama elde olmadığı için yapının
işleyişi hakkında net bilgiye ulaşmak güçleşiyor.2
Bu sayfadaki belirsizliklerin çoğu buradan geliyor.
Taçkapıdaki kitabe
Taçkapının üzerinde Arapça bir kitabe var. Tercümesi şöyle:1
“Büyük sultan, en büyük hakan, dinin ve dünyanın yardımcısı Sultan Olcaytu
Muhammed (Allah onun ve büyük hatun, büyüklerin kraliçesi İldus Hatun'un şeref
günlerini ebedî kılsın ve devletini artırsın)'in devletinin zamanında bu mübarek
Dârüşşifâ'yı imar etmekle saltanatının yüceliğini muvaffak kılsın.
Zayıf kul Amber bin Abdullah (Allah ondan yaptıklarını kabul etsin.)
Yıl H. 708 (M. 1308)”
Kitabe, yapıyı yaptıranı “zayıf kul” diye anıyor. Anber bin Abdullah bir köleydi;
adının sonundaki “bin Abdullah”, Müslüman olmuş kölelerin künyesinde kullanılan
kalıptır.
Buranın en ünlü hekimi
Sabuncuoğlu Şerefeddin bin Ali, Amasyalı bir cerrah. Bu darüşşifada
on dört yıl hekimlik yaptı ve birçok öğrenci yetiştirdi.3
870 / 1465'te burada Cerrahiyyetü'l-Hâniyye'yi yazdı — Türkçe yazılmış
en kapsamlı cerrahi kitabı. Endülüslü hekim Ebü'l-Kāsım ez-Zehrâvî'nin
Kitâbü't-Tasrîf adlı ansiklopedik tıp kitabının cerrahi bölümünün çevirisidir;
ama Sabuncuoğlu kendi tecrübelerini ve cerrahi alet çizimlerini de
ekledi.3 Kitabını İstanbul'a götürüp Fatih Sultan Mehmet'e
sundu.1
Eserde hastanın durumunu ve ameliyat sırasında cerrahı gösteren tasvirler
var. Bu, İslam tıp tarihinde bir ilktir.3
Yetiştirdiği öğrencilerden Muhyiddin Efendi sonradan Osmanlı sarayında
hekimbaşı oldu; Gıyas b. Muhammed İsfahanî ise İran'a dönüp
Safevî şahının saray hekimi oldu.3
Ayrıca halkın isteği üzerine, ilaçlara dair Mücerrebnâme'yi yazdı.1
Avludaki sese kulak ver
Burası, dünyada akıl hastalarının müzikle tedavi edildiği ilk müessese
olarak bilinir.2 Kayıtlara göre ruh hastaları özel makamlarda çalınan
müzikle, su şırıltısıyla ve güzel kokulu çiçeklerle rahatlatılarak
tedavi edilirdi.4
Şimdi açık avluda dur. Revakların altı, dört yandan kapalı taş bir kutu:
ses burada toplanır. Gözünü kapat ve dinle — şehrin gürültüsü ne kadar
giriyor? Yedi yüz yıl önce bu avluya kasten su sesi getirildiyse, sebebi tam
olarak bu sessizlikti.
Not: Vakfiye kayıp olduğu için tedavinin ayrıntıları birincil belgeden değil,
sonraki araştırmalardan geliyor.2, 4
Yapı
Doğu–batı doğrultusunda uzanan, açık avlulu, revaklı, iki eyvanlı,
simetrik planlı bir yapı.5
32,5 × 24,7 mDikdörtgen planın dış ölçüleri.
2 eyvanGiriş eyvanı ve tam karşısındaki ana eyvan.
3 sütunAvlunun kuzey ve güneyinde, dört açıklıklı revaklar.
8 mahalSimetrik yerleşmiş kapalı oda; tavanları beşik tonoz.
Girişi batı cephesinden, mukarnaslı taçkapı ile yapılır. Giriş cephesi
diğerlerinden daha yüksektir: düzgün kesme taş duvarı ve taçkapıdaki
mukarnaslarıyla ihtişamlı görünür. Öteki cepheler ise kaba moloz taş
örgüdür — yani yapı bütün gösterişini tek bir yüzüne toplamıştır. Ön cephenin
köşeleri dairesel kesme taş payandalarla desteklenmiştir.5
Kuzey cephesinde beş, giriş kapısının iki yanında birer mukarnaslı pencere,
doğu cephesinde iki dikdörtgen pencere vardır. Güney cephesinde pencere yoktur;
yalnızca havalandırma için mazgal pencereler açılmıştır.5
Yedi yüz yılda neler oldu?
Bu yapı hastane olarak başladı, depo ve hapishane oldu, sonra müze oldu.
1308–09
İnşa. Anber bin Abdullah ve Emir Ahmed Bey yaptırır; bir yıl sürer.1, 2
1312
Vakfiye Pervane Bey Zade Alaeddin Ali tarafından düzenlenir —
bugün elde değil.1
1465
Sabuncuoğlu Şerefeddin Cerrahiyyetü'l-Hâniyye'yi burada
tamamlar.3
1869
Gezgin Tozer buranın tımarhane olduğunu, giriş kapısının kapalı
tutulduğunu, ancak kapıdan avluyu ve sütunları görebildiğini yazar.3
19. yy
Bir dönem imalathane olarak kullanılır.3
Bu yüzyıldan sonra artık yalnızca akıl hastalarına hizmet eden bir kuruma
dönüşür.6
1933–35
Cumhuriyet döneminde yapıya dokunmak yerine çevresi istimlak edilir,
komşu yapılardan arındırılır.5
1939
Erzincan depremi. Yapı çok ağır hasar görür ve âtıl kalır.5
sonrası
Bir dönem Amasya esnafının deposu, bir dönem hapishane,
bir dönem kereste ticareti için kullanılır.5
1948
Y. Mimar Ali Saim Ülgen'in katkılarıyla onarım: özellikle giriş
cephesinde taçkapının tamamlanması.5
1991–97
Vakıflar Genel Müdürlüğü eliyle kapsamlı restorasyon.1, 5
1999
Belediye Konservatuarı olarak değerlendirilir.4
2011
Sabuncuoğlu'nun adını yaşatmak üzere Amasya Sabuncuoğlu Şerefeddin Tıp ve
Cerrahi Tarihi Müzesi olarak ziyarete açılır.4, 5
1940. Depremden bir yıl sonra. Çatı gitmiş, duvarlar kırık —
ayakta kalan taçkapı ve eyvan.5Eski Amasya arşivi.
Amasya Kütüphanesi damgalı eski arşiv kartı: revak sütunları, ana eyvanın
kemeri ve arkada Harşena'nın kayası. Kapı boşluğunda duran iki çocuk,
eyvanın ölçüsünü veriyor.
Adı hangisi?
Bu yapı kaynaklarda ve halk arasında pek çok adla anılmıştır:
Darüşşifa, Bimarhane, Tımarhane, Amasya Şifahanesi, Sabuncuoğlu Şerefeddin
Darüşşifası, Sultan Alâaddin Darüşşifası — banisine izafeten
Anber bin Abdullah, Evliya Çelebi'nin seyahatnamesinde ise
“Miskinler Tekkesi”.2, 6
“Bî-mâr” kelime anlamı itibariyle “hasta, çaresiz” demektir.4
Yapının Bimarhane diye tanınması, burada yalnızca akıl hastalarının
bulunduğu düşüncesinden kaynaklanır — oysa kitabede yazan “darüşşifa”dır
ve yapı genel anlamda bir hastane işlevi görmüştür.2
Eski kart ne diyor, kitabe ne diyor?
Arşiv kartının künyesi
Fotoğrafın altına daktiloyla iliştirilmiş künye şöyle diyor:
“1308 de Selçuklu Yıldız Hanım Yaptırmıştır — YILDIZ HANIM DARÜŞŞİFASI”.
Taçkapıdaki kitabe
Kitabe İldus (Yıldız) Hatun'u hüküm süren hatun olarak anar;
yapıyı imar edeni ise Amber bin Abdullah diye adlandırır.1
Yani kart, kitabedeki iki ismi tek isme indirmiş.
Gezginler daha da uzağa düşmüştür: Mordtmann, yapının 1384'te Karakoyunlu
Gıyaseddin Mehmed tarafından yaptırıldığını yazar.3
Kitabe bunu desteklemez.
Oradayken şunlara bak
Taçkapının mukarnaslarına. Yapının bütün gösterişi bu tek
cephede.5 1948 onarımında tamamlandığını da unutma —
gördüğün her taş 1308'den değil.5
Yan ve arka cephelere geç. Ön yüz kesme taş, ötekiler kaba moloz taş.
Fark açıkça görülür.5
Güney cephesine. Hiç penceresi yok — yalnız havalandırma
mazgalları.5
Avluya ve revakların altına. Ses burada toplanır; yukarıya bak.
Bu sayfadaki her olgusal bilgi aşağıdaki kaynaklardan birine dayanır.
Kevser Çobanoğlu, Anadolu Selçuklu Dönemi Amasya Medreseleri (Sivas: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2019), 40-42, 77.
Ülkü Duman, Anadolu Selçukluları Devrinde Amasya Şehri (Niğde: Niğde Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2010), 41-42.
Mehmet Fatih Becerik, XIX. Yüzyıl Ortalarında Amasya Şehrinin Sosyo-Ekonomik Yapısı (İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Doktora Tezi, 2022), 313-314.
Ahmet Hakkı Turabi, Gevrekzade Müzikle Tedavi ve Amasya Dârüşşifa Örneği (Amasya: Amasya Belediyesi, 2015), 24, 27.
Lale Yılmaz, Tarihi Yığma Yapıların Restorasyonuna Yönelik Performans Analizi: Amasya Bimarhanesi Örneği (Samsun: Ondokuz Mayıs Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2024), 60-62. — Amasya Bimarhanesi Örneği, Yüksek Lisans Tezi, s. 60-62.
Celal Özdemir, Amasya Darüşşifası ve Cerrah Sabuncuoğlu Şerefeddin (Amasya: Amasya Valiliği, ts.), 92-93.