Adım Adım Amasya

Şehrin hikâyeleri

Seyyahlar Amasya için neler demiş?

İki bin yıl boyunca bu şehre gelen oldu: coğrafyacılar, hacılar, elçiler, tüccarlar, misyonerler, askerler, arkeologlar, bir saz şairi. Kimi bahçelerini yazdı, kimi vergilerini; kimi kalesinin altındaki gizli yolları, kimi bir bayram sabahını. Kimi de abarttı. Kırkının da dediği burada — her biri kaynağı ve sayfasıyla.

40 seyyah M.Ö. 64 – 1930'lar Kaynak: Ali Tuzcu derlemesi

Birinci bölümAntik çağ ve Bizans

M.Ö. 64 – M.S. 21

Strabon

Amasya'da doğdu, Amasya'da öldü. Coğrafyacı.

Bu listedeki tek Amasyalı o. On yedi ciltlik Geographika'yı, ömrünün otuz yılını geçirdiği bu şehirde tamamladı. Pontos'un bölgelerini tek tek sayarken sıra kendi şehrine gelince mesafeli coğrafyacı dili bir anda değişir:

“…hepsinin en büyüğü ve en iyisi olan benim memleketim Amasya…”1

Kral Kaya Mezarları'nı ve kaleyi anlatan en eski kayıt onunki. Bu yüzden Amasya'ya gelen hemen her seyyah, yüzyıllar sonra bile önce Strabon'u okuyup gelmiştir — aşağıda göreceksiniz.

M.S. 23 – 79

Plinius

Romalı tabiat bilgini. Vezüv'ü izlerken öldü.

Otuz yedi kitaplık Naturalis Historia'sının 3, 4, 6 ve 13. ciltlerinde Amasya ve çevresi geçer. Tuzcu bu bölüme şu başlığı koymuş: “Hastayı sağaltan ilaçların, sağlam insanı öldüren zehirlerin yapıldığı belde.”2 Pontos, antik dünyada hem şifanın hem zehrin ülkesiydi.

1083 doğumlu

Anna Komnena

Bizans prensesi ve tarihçisi. Kardeşine karşı komplo kurdu, sürgün edildi.

Babası İmparator Aleksios'un tarihini yazdı. O tarihin bir sahnesi Amasya'da geçer: bir Bizans entrikası.3 Şehir burada bir manzara değil, bir siyaset sahnesidir.

İkinci bölümİslam coğrafyacıları ve ilk gezginler

1100 – 1166

Şerif İdrisi

Sicilya'da Norman Kralı II. Roger'in coğrafyacısı.

Amasya'yı iki cümlede tarif etmiş; ikisi de yol üstüne:

“Amasya Diyar-ı Rum'da yedinci iklimde yer alır. Önemli yolların kesiştiği, ticari kervanların sık sık uğradığı bir şehirdir.”4

1266–1267 dolayları

İbn Saîd

Endülüslü dilbilgini ve coğrafyacı (1208–1274).

Amasya'nın su dolaplarını kaydeden ilk seyyah odur — İbn Battuta'dan yetmiş yıl önce:

“Pek çok bahçesi, büyük bir nehri vardır. Su dolapları bahçeleri sular. Bu şehir hekimlerin, filozofların… yetiştiği şehirdir.”5

İki ayrı seyyahın, yetmiş yıl arayla, aynı şeye takılması tesadüf değil: dolap Amasya'nın makinesiydi.

1339

İbn Battuta

Tancalı. Yirmi beş yılda üç kıta gezdi.

Sivas yönünden geldi. Onun Amasya'sı bir su ve bahçe şehri:

“Burası büyük bir ırmak kenarında bağ ve bostanlarla kaplı, meyvelik ve ağaçlık güzel bir şehirdir. Irmak üzerinde kurulu dolaplarla çekilen su, evleri, bostanları sular; cadde ve çarşıları geniştir.”6

Şehirde Ahmed er-Rifâî'nin soyundan gelenlerin oturduğunu, tekkenin şeyhinin İzzeddin olduğunu da yazmış. Yedi yüz yıl sonra o bahçeler hâlâ sofrada: Amasya'da ne yenir →

1465

Tüccar Basil

Kiev'den yola çıkan Ortodoks hacı ve tüccar.

Kudüs yolunda Osmancık, Merzifon, Havza üzerinden Amasya'ya uğradı. Tuzcu'nun bölüm başlığı onun bıraktığı görüntüyü veriyor: “Yeşilırmak kenarına inci misali dizilmiş yedi konak.”7 15. yüzyıl Anadolu'sunun iskân durumu için iyi bir kaynaktır — ama bazı anlatımlarında akıl dışı söylentiler de vardır.

Üçüncü bölümOsmanlı'nın görkem çağı

16. yüzyıl ortası

Ogier Ghiselin de Busbecq

Avusturya'nın İstanbul elçisi (1522–1592).

Padişahı görmek için Amasya'ya geldi; bıraktığı izlenim Osmanlı'nın gücünün Amasya'dan Avrupa'ya yansımasıdır.8 Bir diplomat olduğu hâlde defterine giren şeyler şaşırtıcı: balıklar, kuşlar, hayvanlar ve bitkiler.

16. yüzyıl ortası

Hans Dernschwam

Busbecq'in kafilesinde; Bohemyalı hümanist (1494–1568).

Latince, Yunanca, Macarca ve Slavca biliyordu. Amasya'ya dair verdiği bilgiler, elçininkinden daha ayrıntılıdır; Tuzcu iki seyahatnâmeyi karşılaştırmış.9 Onun kaydettiği şey ihtişam değil, yoğun bir diplomasi trafiği.

1575–1598 arası

Âşık Mehmed

Trabzonlu. Yirmi yaşında yola çıktı, yirmi beş yıl gezdi.

Kendi kendini yetiştirdi; gezdiklerini Menâzırü'l-avâlim'de topladı ve eseri 1598'de Şam'da tamamladı. Amasya'yı “Bilâd-ı Rûm'da, yedinci iklimde bir şehir” diye yerleştirir10 — İdrisi'nin dört yüz yıl önce kullandığı aynı coğrafya diliyle.

1616–1618 arası

Polonyalı Simeon

Ermeni seyyah. Kudüs dönüşü uğradı.

Şehrin coğrafyasını tek cümlede toplamış; bugün de aynı cümle kurulabilir:

“Şehir, ortasından büyük bir nehir akan iki dağın kenarında kurulmuştur.”11

Şehirdeki Ermeni cemaatini de sayar: iki yüz hane, üç kilise. Amasya'nın çok cemaatli yapısını gösteren en somut kayıtlardan biri.

17. yüzyıl

Jean-Baptiste Tavernier

Fransız elmas tüccarı. Altı kez İran'a gitti.

Bir tüccarın gözü şehrin ticaretinden çok başka bir şeye takılmış: kayalara oyulmuş oyuklarda yaşayan dervişler.12 O oyuklar bugün de duruyor — Aynalı Mağara'ya çıkarken kayanın yüzüne bakın.

1647

Boullaye le Gouz

Fransız seyyah. İstanbul'dan İran'a karayoluyla.

Eylül–Ekim 1647'de Anadolu'daydı. Onun Amasya sayfasının başlığı tek bir konu: Amasya Yahudileri.13 Simeon'un Ermenileri, le Gouz'un Yahudileri — şehrin nüfusunu parça parça ama bir arada gösteriyorlar.

17. yüzyıl

Evliya Çelebi

Elli yılda on ciltlik Seyahatnâme.

Amasya'ya Merzifon üzerinden geldi. Kaleyi anlatırken şehirde dolaşan bütün rivayetleri sıraya dizer: kimine göre çok eski bir kavmin yapısıdır, kimine göre dağı delen Ferhat yapmıştır; sonra Melik Gazi'nin 1083–84'teki fethi, Selçuklular, Osmanlılar…14

Evliya yine abarttı mı? Bu sefer hayır — ve bu önemli. Evliya kaleyi Ferhat'ın yaptığını iddia etmiyor; “derler” diyerek aktarıyor. Yani 17. yüzyılda Amasyalılar kalelerini Ferhat efsanesine bağlıyormuş. Bu, kale hakkında değil, şehrin kendi hafızası hakkında bir bilgidir — ve o yüzden değerlidir.
1652–1660 arası

Macarius

Antakya Ortodoks Kilisesi başpiskoposu.

Anadolu'yu dolaşırken kaydettiği olay bir manzara değil, bir kilise kavgası: Amasya metropoliti Athanasius'un aforoz edilmesi ve ölümü.15 Seyahatnâmesi, Osmanlı'nın Ortodoks cemaatine tanıdığı imtiyazları da anlatır.

17. yüzyıl

Kâtip Çelebi

Coğrafyacı, bibliyograf. Devrin pozitif aklı.

Amasya'ya verdiği sıfat tek başına bir övgüdür: “Anadolu'nun Bağdat'ı.”16 17. yüzyılda Bağdat demek, İslam dünyasının ilim başkenti demekti. Kâtip Çelebi bu benzetmeyi güzellik için değil, medreseler ve âlimler için kuruyor.

Dördüncü bölümBilim, ticaret ve diplomasi çağı

18–20 Mayıs 1781

Domenico Sestini

Floransalı eski para koleksiyoncusu ve doğa gözlemcisi.

Amasya'da iki gün kaldı. Bıraktığı tarif bir vadi portresidir: “Sarp geçitlerin çevrelediği, soylu atların, güzel sihirli çiçeklerin yetiştiği Amasya vadisi.”17 Kitabında 1780'li yılların Anadolu'sunun bitki çeşitleri üzerine ciddi gözlemler vardır.

19. yüzyıl başı

James Morier

İngiliz diplomat; Hacı Baba romanının yazarı (1770–1849).

İzmir'de doğdu, İran'da diplomatlık yaptı. Amasya'dan aklında kalan yapılar değil insanlar: “Cömert, saygı-sevgi dolu misafirsever insanların şehri.”18 Amasyalının misafir anlayışını sofrada da görebilirsiniz.

19. yüzyıl başı

Albay Rottiers

Fransız şövalye; Anadolu bitkileri üzerine çalıştı.

Yaşamı hakkında ayrıntılı bilgi yok. Ama Yeşilırmak'a bulduğu benzetme akılda kalıyor: “Amasya'nın bağrına takılmış madalya.”19

19. yüzyıl başı

Sir Robert Ker Porter

İngiliz ressam; Rus çarının tarih ressamı (1777–1842).

Amasya'ya ve Kral Kaya Mezarları'na Strabon'un gözünden yeniden baktı.20 Bir ressamın elinde, bin sekiz yüz yıllık bir metin yeniden ölçü birimi oluyor.

1820'ler

Victor Fontanier

Fransız doğa bilimci ve diplomat (1796 doğumlu).

Sekiz yıl süren araştırma gezisinin dönüşünde Amasya'ya uğradı. Onun kaydettikleri güzellik değil: ağır vergiler, veba ve savaş esirleri.21 Aynı şehri anlatan iki seyyahın birbirine hiç benzememesi, ne zaman geldiklerine bağlıdır.

1833–1837, 1843

Charles Texier

Fransız arkeolog. Fransa hükümeti tarafından görevlendirildi (1802–1871).

Şehrin manzarasında bir zıtlık gördü: “Amasya'nın yeşili ile dağın kuruluğu ve çıplaklığının oluşturduğu zıtlık.”22 Bugün Harşena'ya bakınca görülen şey hâlâ budur.

1842 gezisi

William John Hamilton

İngiliz Kraliyet Jeoloji Derneği sekreteri.

Kaleye çıkanların çoğunun görmediğini gördü: yer altına inen iki gizli yol. Birinin içinde bir su kaynağı buldu; sarnıç havuzlarını, kemerleri ve harçlı duvarları kayda geçirdi.23

Şehrin altı kilometre doğusundaki mezar mağaralarına ulaşmayı da denedi. Yolun üçte ikisinden sonra düz ve parlak kayalarda yürümek imkânsız olduğu için geri döndü; köylüler bile yolu bilmiyormuş. Bir yeri anlatmak bazen oraya varamamayı anlatmaktır.

Bölüm başlığı ise bambaşka bir ayrıntıdan geliyor: evcilleştirilmiş beyaz akbabalar.

1835–1839 arası

Helmuth von Moltke

Prusyalı subay; sonra Alman genelkurmay başkanı.

Osmanlı ordusunda istihkâm uzmanıyken Anadolu'yu dolaştı. Amasya'dan aklında kalan bir tahkimat değil: bir bayram sabahı.24 Avrupa'nın en soğukkanlı stratejistlerinden birinin defterine bir bayram sabahının girmiş olması, şehrin nasıl hatırlandığı hakkında da bir şey söylüyor.

19. yüzyıl ortası

William Francis Ainsworth

İngiliz tabiat bilgini ve gezgin (1807–1896).

Üç derneğin desteğiyle Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya ve İran'da yıllarca gezdi. Amasya'da dikkatini çeken şey yapılar değil, şehrin köklü Türkmen aileleri oldu.25

1841 raporu

Robert W. Stevens

İngiliz konsolosluk görevlisi.

Amasya–Tokat–Kayseri'yi kapsayan ayrıntılı bir rapor bıraktı. Konusu bir şehir portresi değil, Amasya'daki Alman kalifiye iş gücü ve sermayesi.26 Yani 1841'de Amasya, Avrupalı devletlerin ekonomik rekabetinde bir adresti.

1847 yolculuğu

Dr. Perunak Feruhan Bey

Saray görevlisine refakat eden hekim.

Padişah Abdülmecid'in Bağdat'a gönderdiği heyetle yola çıktı. Seyahatnâmesi 1868'de Ermenice basıldı; Amasya kısmını Hrand D. Andreasyan Türkçeye çevirdi. Verdiği ad çarpıcı: “Dünyanın sınırı; Amasya.”27

19. yüzyıl ortası

Henry John Van Lennep

İzmir doğumlu Levanten; Amerikan Protestan misyoneri (1815–1899).

Hem eğitimci hem hekim hem din adamıydı. Amasya'ya dair yazdığı şey bir gezi izlenimi değil, bir program: Avrupalıların şehirde kolonileşmesi ve Protestanlığı yayma çalışmaları.28

1779 – 1859

Karl Ritter

Modern coğrafyanın kurucularından Alman bilgini.

Amasya'ya bu listedeki en uzun sıfatı o taktı: “Suların, yeşilin, lezzetli meyvelerin, ipeğin, şarabın, nazlı ve yorgun ana kraliçesi.”29 İçindeki ipek, şehrin ipek fabrikası hikâyesinin habercisidir.

1850'ler

A. D. Mordtmann

Hamburglu; düzenli eğitim almadan kendini yetiştirdi (1811–1879).

Amasya'dan kaydettikleri karanlıktır: veba salgını, bir ayaklanma ve bir hekimin öldürülmesi.30 Bir şehrin tarihi yalnız yapılarından değil, başına gelenlerden de oluşur.

1858

Dr. Heinrich Barth

Afrika'yı geçen Alman kâşif ve coğrafyacı (1821–1865).

Sahra'yı ve Orta Sudan'ı yürüyen adam, 1858 ilkbaharında İstanbul'a geldi ve Anadolu'yu geçti. Amasya'da bulduğu konu: “Amasya'nın Alamanları.”31 Yani şehre yerleşmiş Alman kolonistler — Alaman Çiftliği'nin hikâyesi bu sitede ayrıca anlatılıyor.

1861

Georges Perrot

Fransız arkeoloji profesörü.

Yanında mimar Guillaume ve hekim Jules Delbet'le geldi. Amasya'ya bıraktığı iki şey var. Birincisi, şehrin bugün hâlâ tekrarlanan lakabı:

“Amasya, Anadolu'nun Oxford'udur.”32

İkincisi daha somut: Amasya ve çevresinin ilk fotoğrafları bu gezide, Doktor Delbet tarafından çekildi.33 Yani bu sitede gördüğünüz eski karelerin atası, Perrot'nun yol arkadaşının makinesidir.

1869

William Gifford Palgrave

İngiltere'nin Trabzon konsolosu (1867–1873).

Amasya hakkında yazdığı şey edebî değil, resmî: 1869'da şehrin ve çevresinin genel ekonomik durumu üzerine bir rapor.34 Sayılarla yazılmış bir Amasya portresi.

1870'ler

Osman Hamdi Bey

Arkeolog ve ressam; Türk müzeciliğinin kurucusu (1842–1910).

Listedeki ikinci Osmanlı ve tek ressam-arkeolog. Onun Amasya kaydı taş değil kumaş: çevredeki ahalinin giyim ve kuşamı.35 Bir şehri anlamanın yolu bazen duvarlarından değil, insanların sırtındakinden geçer.

1880'ler

Henry Fanshawe Tozer

Oxford Exeter Koleji öğretim üyesi ve papaz.

Osmanlı'ya gelmeden önce Kayseri-Talaslı bir Ermeniden Türkçe ve Ermenice öğrendi. Amasya'ya dair yazdığı konu siyasî: çevredeki kıpırdanmalar ve Anadolu'daki İngiliz askerî konsoloslukları.36

1890

Vitale Cuinet

Fransız diplomat ve maliyeci; Duyûn-ı Umûmiyye'de görev aldı.

Bu listedeki en kapsamlı kayıt onunki: 1890 yılında bütün yönleriyle Amasya sancağı.37 Nüfus, idare, üretim, ticaret — bir şehri devletin defter tutma diliyle anlatan bir belge. Tuzcu kitabına Cuinet'in çizdiği Amasya Sancağı haritasını da almış.

1898–1900 arası

Ernst von der Nahmer

Alman coğrafyacı ve seyyah.

Geliş tarihi kesin değil; ama şehirde mutasarrıfın Mehmet Kemal Bey olduğunu yazdığı için tarih 1898–1900 arasına düşürülebiliyor — bir seyahatnâmenin tarihlenişine iyi bir örnek. Bulduğu konu Barth'ınkinin devamı: “Amasyalılaşan Almanlar.”38

Beşinci bölümYirminci yüzyıl

6–7 Eylül 1914

Âşık Ahmet Cemal

Gezici saz şairi. Elinde teber, başında dilimli tac.

Bu listedeki tek şair ve tek Anadolulu halk seyyahı. Amasya'ya 6 Eylül 1914'te geldi, ertesi gün Samsun'a gitti. Geride bıraktığı bir rapor değil, bir destan: “Beş cemalli, müjdeli, cilveli, vatanî ve siyasî Amasya destanı.”39

Yaşamı hakkında bilgi yok; elimizdeki tek şey fotoğrafı ve sözleri. Kırk seyyahın otuz dokuzu şehri dışarıdan anlattı; o içeriden söyledi.

1916

W. J. Childs

İngiliz diplomat olduğu tahmin ediliyor; yaşamı bilinmiyor.

Birinci Dünya Savaşı'nın ortasında Amasya'ya geldi. Bölümünün alt başlıkları bir şehri dört kelimeyle özetliyor: dar ve derin vadi, pekmez yapımı, uğursuz bir ses ve “Türkiye'deki en resmedilebilir şehir; Amasya.”40

20. yüzyıl

Albert Louis Gabriel

Fransız mimar ve sanat tarihçisi (1883–1972).

Anadolu Türk mimarisini belgeleyen adam. Listeyi kapatan sözü bir gezgin izlenimi değil, bir çağrı: “Amasya'nın evlatları şehirlerinin geçmişi, bugünü ve geleceği ile onur duymalıdırlar.”41

Bu site, bir bakıma, o cümleye verilmiş geç bir cevaptır.

Bu sayfadaki alıntılar nereden geliyor?
Seyyahların özgün kitaplarını biz okumadık. Kırkı da Ali Tuzcu'nun Seyahatnâmelerde Amasya derlemesinden alındı; o kitap bu seyyahların Amasya ile ilgili sayfalarını bir araya getiriyor. Bu yüzden kaynakçada “naklen” ibaresi var: özgün eser önce, onu aktaran kitap sonra yazılır.

Tırnak içinde verdiklerimiz seyyahların kendi cümleleri; kalın yazılmış kısa başlıklar ise Tuzcu'nun o bölüme koyduğu bölüm başlıklarıdır — yani seyyahın ne anlattığının özeti. İkisini karıştırmamak için hangisinin ne olduğunu metinde belirttik.

Kaynaklar

Kırk bir madde. Her seyyah kendi eseriyle, sayfasıyla. Ortak derleme künyesi: Ali Tuzcu, Seyahatnâmelerde Amasya (Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007) — aşağıda kısaca Tuzcu diye geçiyor.

  1. Strabon, Geographika: Antik Anadolu Coğrafyası XII-XIII-XIV, çev. Adnan Pekman (İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2000), 49-52, naklen Ali Tuzcu, Seyahatnâmelerde Amasya (Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007), 5-6.
  2. Plinius, Naturalis Historia, naklen Tuzcu, 9-11.
  3. Anna Komnena, Alexiad, naklen Tuzcu, 12-18.
  4. Şerif İdrisi, Nüzhetü'l-müştâk fî ihtirâki'l-âfâk, naklen Tuzcu, 19.
  5. İbn Saîd el-Mağribî, naklen Tuzcu, 20.
  6. İbn Battuta, İbn Battuta Seyahatnâmesinden Seçmeler, haz. İsmet Parmaksızoğlu (Ankara: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1970), 27, naklen Tuzcu, 21-22.
  7. Tüccar Basil, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 23-24.
  8. Ogier Ghiselin de Busbecq, İstanbul ve Amasya Seyahatnamesi (İstanbul: Alfa Yayınları, 2021); ayrıca naklen Tuzcu, 25-32.
  9. Hans Dernschwam, İstanbul ve Anadolu'ya Seyahat Günlüğü, naklen Tuzcu, 33-51.
  10. Âşık Mehmed, Menâzırü'l-avâlim, naklen Tuzcu, 52-53.
  11. Polonyalı Simeon, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 54.
  12. Jean-Baptiste Tavernier, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 55-58.
  13. Boullaye le Gouz, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 59-63.
  14. Evliya Çelebi, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 64-76.
  15. Macarius, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 77-78.
  16. Kâtip Çelebi, Cihannümâ, naklen Tuzcu, 86-89.
  17. Domenico Sestini, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 79-85.
  18. James Morier, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 90-94.
  19. Albay Rottiers, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 95-98.
  20. Robert Ker Porter, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 99-107.
  21. Victor Fontanier, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 108-129.
  22. Charles Texier, Küçük Asya, naklen Tuzcu, 130-133.
  23. William John Hamilton, Researches in Asia Minor, Pontus and Armenia, naklen Tuzcu, 134-146.
  24. Helmuth von Moltke, Türkiye Mektupları, naklen Tuzcu, 147-150.
  25. William Francis Ainsworth, Travels and Researches in Asia Minor, naklen Tuzcu, 151-154.
  26. Robert W. Stevens, 1841 tarihli konsolosluk raporu, naklen Tuzcu, 155-160.
  27. Perunak Feruhan Bey, Seyahatnâme, çev. Hrand D. Andreasyan, naklen Tuzcu, 161.
  28. Henry John Van Lennep, Travels in Little-Known Parts of Asia Minor, naklen Tuzcu, 162-182.
  29. Karl Ritter, Die Erdkunde von Asien, naklen Tuzcu, 183-186.
  30. Andreas David Mordtmann, Anatolien: Skizzen und Reisebriefe aus Kleinasien (1850-1859) (Hannover, 1925), 90-100, 472-473, naklen Tuzcu, 187-195.
  31. Heinrich Barth, Reise von Trapezunt nach Skutari, naklen Tuzcu, 196-213.
  32. Georges Perrot, naklen Kültürel Miras Boyutuyla Amasya (Amasya: Amasya Üniversitesi, BAP Projesi SEB-BAP25-0233, 2026), 11-12. — “Coğrafi Konum ve Yerleşim Sürekliliği” bölümü; Perrot'nun 1861 tarihli “Anadolu'nun Oxford'u” sözü burada anılır.
  33. Ali Tuzcu, Seyahatnâmelerde Amasya (Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007), 214-244. — Perrot'nun 1861 gezisi, yol arkadaşları (mimar Guillaume, hekim Jules Delbet) ve Amasya'nın ilk fotoğraflarının Delbet tarafından çekilmesi.
  34. William Gifford Palgrave, 1869 tarihli konsolosluk raporu, naklen Tuzcu, 245-250.
  35. Osman Hamdi Bey, Les Costumes Populaires de la Turquie, naklen Tuzcu, 251-258.
  36. Henry Fanshawe Tozer, Turkish Armenia and Eastern Asia Minor (Londra, 1881), 23-44, naklen Tuzcu, 259-272.
  37. Vitale Cuinet, La Turquie d'Asie, naklen Tuzcu, 273-304.
  38. Ernst von der Nahmer, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 305-316.
  39. Âşık Ahmet Cemal, Amasya Destanı, naklen Tuzcu, 317-320.
  40. W. J. Childs, Across Asia Minor on Foot, naklen Tuzcu, 321-341.
  41. Albert Louis Gabriel, Monuments Turcs d'Anatolie, naklen Tuzcu, 342-346.

Bazı künyeler bilerek eksik. Tuzcu'nun derlemesindeki kırk seyyahın tamamı işlendi; ancak bazı seyyahların özgün eser künyeleri (basım yeri, yılı, çevirmen) derlemede tam verilmediği için eksik bırakıldı — uydurulmadı.