Adım Adım Amasya

Şehrin hikâyeleri

Seyyahlar Amasya için neler demiş?

İki bin yıl boyunca bu şehre gelen oldu: coğrafyacılar, hacılar, elçiler, tüccarlar, misyonerler, askerler, arkeologlar, bir saz şairi. Kimi bahçelerini yazdı, kimi vergilerini; kimi kalesinin altındaki gizli yolları, kimi bir bayram sabahını. Kimi de abarttı. Kırkının da dediği burada — her biri kaynağı ve sayfasıyla.

40 seyyah M.Ö. 64 – 1930'lar Kaynak: Ali Tuzcu derlemesi

Birinci bölümAntik çağ ve Bizans

M.Ö. 64 – M.S. 21

Strabon

Amasya'da doğdu, Amasya'da öldü. Coğrafyacı.

Bu listedeki tek Amasyalı o. On yedi ciltlik Geographika'yı, ömrünün otuz yılını geçirdiği bu şehirde tamamladı. Pontos'un bölgelerini tek tek sayarken sıra kendi şehrine gelince mesafeli coğrafyacı dili bir anda değişir:

“…hepsinin en büyüğü ve en iyisi olan benim memleketim Amasya…”1

Kralkaya Mezarları'nı ve kaleyi anlatan en eski kayıt onunki. Bu yüzden yüzyıllar sonra gelen seyyahların birçoğu şehre önce Strabon'un gözüyle baktı — aşağıda göreceksiniz.

M.S. 23 – 79

Plinius

Romalı tabiat bilgini. Vezüv'ü izlerken öldü.

Otuz yedi kitaplık Naturalis Historia'sının 3, 4, 6 ve 13. ciltlerinde Amasya ve çevresi geçer. Tuzcu bu bölüme şu başlığı koymuş: “Hastayı sağaltan ilaçların, sağlam insanı öldüren zehirlerin yapıldığı belde.”2 Pontos, antik dünyada hem şifanın hem zehrin ülkesiydi.

1083 doğumlu

Anna Komnena

Bizans prensesi ve tarihçisi. Kardeşine karşı komplo kurdu, sürgün edildi.

Babası İmparator Aleksios'un tarihini yazdı. O tarihin bir sahnesi Amasya'da geçer: bir Bizans entrikası.3 Şehir burada bir manzara değil, bir siyaset sahnesidir.

İkinci bölümİslam coğrafyacıları ve ilk gezginler

1100 – 1166

Şerif İdrisi

Sicilya'da Norman Kralı II. Roger'in coğrafyacısı.

Amasya'yı iki cümlede tarif etmiş; ikisi de yol üstüne:

“Amasya Diyar-ı Rum'da yedinci iklimde yer alır. Önemli yolların kesiştiği, ticari kervanların sık sık uğradığı bir şehirdir.”4

1266–1267 dolayları

İbn Saîd

Endülüslü dilbilgini ve coğrafyacı (1208–1274).

Amasya'nın su dolaplarını kaydeden ilk seyyah odur — İbn Battuta'dan altmış-yetmiş yıl önce:

“Pek çok bahçesi, büyük bir nehri vardır. Su dolapları bahçeleri sular. Bu şehir hekimlerin, filozofların, bilginlerin şehridir.”5

İki ayrı seyyahın, altmış-yetmiş yıl arayla, aynı şeye takılması tesadüf değil: dolap Amasya'nın makinesiydi.

1329? 1333? 1339?

İbn Battuta

Tancalı. Yirmi beş yılda üç kıta gezdi.

Sivas yönünden geldi. Onun Amasya'sı bir su ve bahçe şehri:

“Burası büyük bir ırmak kenarında bağ ve bostanlarla kaplı, meyvelik ve ağaçlık güzel bir şehirdir. Irmak üzerinde kurulu dolaplarla çekilen su, evleri, bostanları sular; cadde ve çarşıları geniştir.”6

Geliş yılında kaynaklar ayrılıyor: Tuzcu 1339, Kertil 1329, Türkoğlu 733/1333 diyor.6 Bir uyarı daha: Türkçe çeviride, Ahmed er-Rifâî'nin torunlarının tekkesi Amasya'daymış gibi görünür. Kuzucular bunun çevirideki küçük bir eksikten doğduğunu, İbn Battuta'nın konuk kaldığı Rifâî tekkesinin Sonisa'da olduğunu belirtir.6 Yedi yüz yıl sonra o bahçeler hâlâ sofrada: Amasya'da ne yenir →

1465

Tüccar Basil

Kiev'den yola çıkan Ortodoks hacı ve tüccar.

Kudüs yolunda Osmancık, Merzifon, Havza üzerinden Amasya'ya uğradı. Tuzcu'nun bölüm başlığı onun bıraktığı görüntüyü veriyor: “Yeşilırmak kenarına inci misali dizilmiş yedi konak.”7 15. yüzyıl Anadolu'sunun iskân durumu için iyi bir kaynaktır — ama bazı anlatımlarında akıl dışı söylentiler de vardır.

Üçüncü bölümOsmanlı'nın görkem çağı

16. yüzyıl ortası

Ogier Ghiselin de Busbecq

Avusturya'nın İstanbul elçisi (1522–1592).

Padişahı görmek için Amasya'ya geldi. Tuzcu'nun bölüm başlığına göre bıraktığı izlenim, Osmanlı'nın gücünün Amasya'dan Avrupa'ya yansımasıdır.8 Bir diplomat olduğu hâlde defterine giren şeyler şaşırtıcı: balıklar, kuşlar, hayvanlar ve bitkiler.

16. yüzyıl ortası

Hans Dernschwam

Busbecq'in kafilesinde; Bohemyalı hümanist (1494–1568).

Latince, Yunanca, Macarca ve Slavca biliyordu. Amasya'ya dair verdiği bilgiler, elçininkinden daha ayrıntılıdır; Tuzcu iki seyahatnâmeyi karşılaştırmış.9 Tuzcu'nun bölüm başlığı onun gördüklerini üç başlıkta topluyor: Osmanlı'nın ihtişamı, ordunun gücü ve yoğun bir diplomasi trafiği. Asıl değeri ise rakamlarında: mesafeleri, ölçüleri, fiyatları tek tek yazmış.

1575–1598 arası

Âşık Mehmed

Trabzonlu. Yirmi yaşında yola çıktı, yirmi beş yıl gezdi.

Kendi kendini yetiştirdi; gezdiklerini Menâzırü'l-avâlim'de topladı ve eseri 1598'de Şam'da tamamladı. Amasya'yı şöyle yerleştirir: “Amasya bilinen iklimlerin (bölgelerin) yedincisi olan Bilad-ı Rum'da yer alır.”10 İdrisi'nin dört yüz yıl önce kullandığı aynı coğrafya diliyle — ve Amasya sayfasının büyük kısmını kendinden önceki seyyahlardan, İbn Saîd gibi, aktararak.

1616–1618 arası

Polonyalı Simeon

Ermeni seyyah. Kudüs dönüşü uğradı.

Şehrin coğrafyasını tek cümlede toplamış; bugün de aynı cümle kurulabilir:

“Şehir, ortasından büyük bir nehir akan iki dağın kenarında kurulmuştur.”11

Şehirdeki Ermeni cemaatini de sayar: iki yüz hane, üç kilise. Amasya'nın çok cemaatli yapısını gösteren en somut kayıtlardan biri.

Mayıs 1632

Jean-Baptiste Tavernier

Fransız elmas tüccarı. Altı kez İran'a gitti.

Bir tüccarın gözü şehrin ticaretinden çok başka bir şeye takılmış: kayalara oyulmuş oyuklarda yaşayan dervişler.12 Onları kale dağının ortasındaki bir pınarın çevresinde, kayanın ön yüzü yontularak açılmış mağaralarda görmüş — İran yolunda Amasya'dan geçerken.

1647

Boullaye le Gouz

Fransız seyyah. İstanbul'dan İran'a karayoluyla.

Eylül–Ekim 1647'de Anadolu'daydı. Tuzcu'nun onun Amasya sayfalarına koyduğu başlık tek bir konu: Amasya Yahudileri.13 Simeon'un Ermenileri, le Gouz'un Yahudileri — şehrin nüfusunu parça parça ama bir arada gösteriyorlar.

17. yüzyıl

Evliya Çelebi

Elli yılda on ciltlik Seyahatnâme.

Amasya'ya Merzifon ovası üzerinden geldi. Kaleyi anlatırken rivayetleri sıraya dizer: kimine göre çok eski bir kavmin yapısıdır, kimine göre dağı delen Ferhat yapmıştır; sonra Melik Gazi'nin 1083–84'teki fethi, Selçuklular, Osmanlılar…14

Evliya yine abarttı mı? Bu sefer hayır — ve bu önemli. Kaleyi kimin yaptığını anlatırken Ferhat'ı kendisi iddia etmiyor: “Bazı tarihler bunu Dağyıkan Ferhat yaptı, derler” diyerek aktarıyor. Kaleyi tarif ederken de “Ferhat işi sağlam bir yerdir” der. Yani 17. yüzyılda kale, Ferhat efsanesine bağlanarak anlatılıyormuş. Bu, kale hakkında değil, şehrin hafızası hakkında bir bilgidir — ve o yüzden değerlidir.
1652–1660 arası

Macarius

Antakya Ortodoks Patriği.

Anadolu'yu dolaşırken kaydettiği olay bir manzara değil, bir kilise kavgası: Amasya metropoliti Athanasius'un aforoz edilmesi ve ölümü.15 Seyahatnâme, Osmanlı'nın Ortodoks cemaatine tanıdığı imtiyazları da anlatır. Onu Macarius değil, yardımcısı Halepli Paul Arapça kaleme almış.

17. yüzyıl

Kâtip Çelebi

Coğrafyacı, bibliyograf. Devrin pozitif aklı.

Amasya'yı kısa ve kuru bir dille sayar: mahalleleri, çarşısı, hamamı, camisi, medresesi, yüksek bir tepedeki kalesi, Sultan Bayezid'in iki minareli büyük camisi. Sonra şehrin adını aktarır:

“Bu şehre ‘Bagdad-ı Rum’ derler. Bir zamanlar Dar-ül mülk idi.”16

Dikkat: Kâtip Çelebi bu adı kendisi takmıyor, “derler” diyerek aktarıyor — tıpkı Evliya'nın Ferhat rivayetinde yaptığı gibi. Dârülmülk, hükümdarlık merkezi demektir. Tuzcu bu bölüme “Anadolu'nun Bağdat'ı” başlığını koymuş.

Dördüncü bölümBilim, ticaret ve diplomasi çağı

18–20 Mayıs 1781

Domenico Sestini

Floransalı eski para koleksiyoncusu ve doğa gözlemcisi.

Amasya'da iki gün kaldı. Tuzcu bu bölüme bir vadi portresini başlık yapmış: “Sarp geçitlerin çevrelediği, soylu atların, güzel sihirli çiçeklerin yetiştiği Amasya vadisi.”17 Kitabında 1780'li yılların Anadolu'sunun bitki çeşitleri üzerine ciddi gözlemler vardır.

4–6 Temmuz 1809

James Morier

İngiliz diplomat; Hacı Baba romanının yazarı (ö. 1849).

İzmir'de doğdu, İran'da diplomatlık yaptı. Amasya'da kaya mezarlarını da gezdi, ama satırlarında öne çıkan insanlar. Tuzcu bölüme şu başlığı koymuş: “Cömert, saygı-sevgi dolu misafirsever insanların şehri.” Morier'nin kendi cümlesi de aynı yönde: “Amasya halkı (sakinleri) yabancılara karşı olan üstün bir nezaket saygı ve misafirperverlik gösterirler.”18 Amasyalının misafir anlayışını sofrada da görebilirsiniz.

Haziran 1818

Albay Rottiers

Oğluyla gezen bir albay; Anadolu bitkileri üzerine çalıştı.

Yaşamı hakkında ayrıntılı bilgi yok. Ama Yeşilırmak'a bulduğu benzetme akılda kalıyor: “Amasya'nın bağrına takılmış madalya.”19

19. yüzyıl başı

Sir Robert Ker Porter

İngiliz ressam; Rus çarının tarih ressamı (1777–1842).

Amasya'ya ve Kralkaya Mezarları'na Strabon'un gözünden yeniden baktı.20 Bir ressamın elinde, bin sekiz yüz yıllık bir metin yeniden ölçü birimi oluyor.

1820'ler

Victor Fontanier

Fransız doğa bilimci ve diplomat (1796 doğumlu).

Sekiz yıl süren araştırma gezisinin dönüşünde Amasya'ya uğradı. Onun kaydettikleri güzellik değil: ağır vergiler, veba ve savaş esirleri.21 Aynı şehri anlatan iki seyyahın birbirine hiç benzememesi, ne zaman geldiklerine bağlıdır.

1833–1837, 1843

Charles Texier

Fransız arkeolog. Fransa hükümeti tarafından görevlendirildi (1802–1871).

Şehrin manzarasında bir zıtlık gördü: “…vadinin şen ve latif manzarasıyla dağın kuruluğu ve çıplaklığı, tam bir çelişki oluşturur.”22 Bugün Harşena'ya bakınca görülen şey hâlâ budur.

Şehrin altı kilometre doğusundaki Kale köyünün mezar mağaralarını da anar: Barth oraya çıkmak için merdiven ve ip gerektiğini görmüş, köylüler bile yolu bilmiyormuş; yolun üçte ikisinden sonra düz ve parlak kayalarda yürümek imkânsız olduğu için devam edilemezmiş.22 Bir yeri anlatmak bazen oraya varamamayı anlatmaktır.

11–15 Nisan 1836

William John Hamilton

İngiliz jeolog; Jeoloji Derneği sekreteri.

Kalede başkalarının fark etmediği gizli yer altı geçitlerini gördü. Aklındaki soru şuydu: kuşatmada kale suyunu nereden buluyordu? Bir rehber ve güçlü bir ışıkla geçitlerden birine girdi; yıpranmış, çamur dolmuş basamaklarda kayıp düştü. Uzun bir inişten sonra dipte soğuk, temiz su dolu bir havuz buldu.23

Bölüm başlığı ise bambaşka bir ayrıntıdan geliyor: evcilleştirilmiş beyaz akbabalar.

1835–1839 arası

Helmuth von Moltke

Prusyalı subay; sonra Alman genelkurmay başkanı.

Osmanlı ordusunda istihkâm uzmanıyken Anadolu'yu dolaştı. Amasya'dan aklında kalan bir tahkimat değil: bir bayram sabahı.24 Avrupa'nın en soğukkanlı stratejistlerinden birinin defterine bir bayram sabahının girmiş olması, şehrin nasıl hatırlandığı hakkında da bir şey söylüyor.

12–14 Temmuz 1838

William Francis Ainsworth

İngiliz tabiat bilgini ve gezgin (1807–1896).

Üç derneğin desteğiyle Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya ve İran'da yıllarca gezdi. Tuzcu'nun bölüm başlığı onun gözünü neyin çektiğini söylüyor: şehrin köklü Türkmen aileleri. Ainsworth halkın çoğunluğunun Türkmen olduğunu, zengin bir Türkmen ağasının konağında misafir kaldıklarını yazar.25

1841 raporu

Robert W. Stevens

İngiliz konsolosluk görevlisi.

Amasya–Tokat–Kayseri'yi kapsayan ayrıntılı bir rapor bıraktı. Konusu bir şehir portresi değil, ipek ve ticaret: Avrupalı ve İsviçreli ticaret evlerinin Amasya'da ipek üretimini modernleştirmesi, Avusturyalıların sülük ticareti tekeli, vergiler.26 Yani 1841'de Amasya, Avrupa'nın ekonomik rekabetinde bir adresti. Tuzcu bu bölüme “Alman kalifiye iş gücü ve sermayesi” başlığını koymuş.

1847 yolculuğu

Dr. Perunak Feruhan Bey

Saray görevlisine refakat eden hekim.

Padişah Abdülmecid'in Bağdat'a gönderdiği heyetle yola çıktı. Seyahatnâmesi 1868'de Ermenice basıldı; Amasya kısmını Hrand D. Andreasyan Türkçeye çevirdi. Aktardığı bir bilgi çarpıcı: ona göre Mithridates, Amasya'yı alıp surlarını genişlettikten sonra şehre “dünya sınırı” adını vermiş.27 Tuzcu bölümün başlığını buradan almış: “Dünyanın sınırı; Amasya.”

12–14 Mayıs 1854

Henry John Van Lennep

İzmir doğumlu Levanten; Amerikan Protestan misyoneri (1815 doğumlu).

Eğitimci ve din adamıydı; resim, arkeoloji, botanik ve zoolojiyle de uğraştı. Amasya'dan geçip yedi yıl çalışacağı Tokat'a gitti. Tuzcu'nun bölüm başlığı onun Amasya sayfalarının konusunu veriyor: Avrupalıların şehirde kolonileşmesi ve Protestanlığı yayma çalışmaları.28

1779 – 1859

Karl Ritter

Modern coğrafyanın kurucularından Alman bilgini.

Tuzcu, onun Amasya sayfalarına bu listedeki en uzun başlığı koymuş: “Suların, yeşilin, lezzetli meyvelerin, ipeğin, şarabın, nazlı ve yorgun ana kraliçesi.”29 Başlık boş bir süs değil: Ritter, ipek böcekçiliğinin şehirde yirmi bin kişiyi geçindirdiğini yazar. O ipek, şehrin ipek fabrikası hikâyesinin habercisidir.

1850'ler

A. D. Mordtmann

Hamburglu; düzenli eğitim almadan kendini yetiştirdi (1811–1879).

Amasya'dan kaydettikleri karanlıktır: veba salgını, bir ayaklanma ve bir hekimin öldürülmesi.30 Bir şehrin tarihi yalnız yapılarından değil, başına gelenlerden de oluşur.

1858

Dr. Heinrich Barth

Afrika'yı geçen Alman kâşif ve coğrafyacı (1821–1865).

Sahra'yı ve Orta Sudan'ı yürüyen adam, 1858 ilkbaharında İstanbul'a geldi ve Anadolu'yu geçti. Amasya'da bulduğu konu, Tuzcu'nun başlığıyla: “Amasya'nın Alamanları.”31 Yani şehre yerleşmiş Alman kolonistler — Alaman Çiftliği'nin hikâyesi bu sitede ayrıca anlatılıyor.

1861

Georges Perrot

Fransız arkeoloji profesörü.

Yanında mimar Guillaume ve hekim Jules Delbet'le geldi. Amasya'ya bıraktığı iki şey var. Birincisi, şehrin bugün hâlâ tekrarlanan lakabı:

“Amasya, Anadolu'nun Oxford'udur.”32

İkincisi daha somut: Amasya ve çevresinin ilk fotoğrafları bu gezide, Doktor Delbet tarafından çekildi.33 Yani bu sitede gördüğünüz eski karelerin atası, Perrot'nun yol arkadaşının makinesidir.

1869

William Gifford Palgrave

İngiltere'nin Trabzon konsolosu (1867–1873).

Amasya hakkında yazdığı şey edebî değil, resmî: 1869'da şehrin ve çevresinin genel ekonomik durumu üzerine bir rapor.34 Sayılarla yazılmış bir Amasya portresi.

1870'ler

Osman Hamdi Bey

Arkeolog ve ressam; Türk müzeciliğinin kurucusu (1842–1910).

Listedeki tek ressam-arkeolog. Onun Amasya kaydı taş değil kumaş: çevredeki ahalinin giyim ve kuşamı.35 Bir şehri anlamanın yolu bazen duvarlarından değil, insanların sırtındakinden geçer.

18–21 Temmuz 1879

Henry Fanshawe Tozer

Oxford Exeter Koleji öğretim üyesi ve papaz.

Osmanlı'ya gelmeden önce Kayseri-Talaslı bir Ermeniden Türkçe ve Ermenice öğrendi. Amasya'ya dair yazdığı konu siyasî: çevredeki kıpırdanmalar ve Anadolu'daki İngiliz askerî konsoloslukları.36

1890

Vital Cuinet

Fransız diplomat ve maliyeci; Duyûn-ı Umûmiyye'de görev aldı.

Bu listedeki en kapsamlı kayıt onunki; Tuzcu'nun başlığıyla: 1890 yılında bütün yönleriyle Amasya sancağı.37 Nüfus, idare, üretim, ticaret — bir şehri devletin defter tutma diliyle anlatan bir belge. Tuzcu kitabına Cuinet'in çizdiği Amasya Sancağı haritasını da almış.

1898–1900 arası

Ernst von der Nahmer

Alman coğrafyacı ve seyyah.

Geliş tarihi kesin değil; ama şehirde mutasarrıfın Mehmet Kemal Bey olduğunu yazdığı için tarih 1898–1900 arasına düşürülebiliyor — bir seyahatnâmenin tarihlenişine iyi bir örnek. Bulduğu konu Barth'ınkinin devamı; Tuzcu'nun başlığıyla: “Amasyalılaşan Almanlar.”38

Beşinci bölümYirminci yüzyıl

1911–1912

W. J. Childs

Anadolu'yu yürüyerek geçen İngiliz; Tuzcu'ya göre diplomat olabilir.

Önsözüne göre beş ay süren, yaklaşık 1300 millik bir yürüyüş. Tuzcu gelişini 1916'ya, Birinci Dünya Savaşı yıllarına koyar; ama Childs kendi önsözünde yolculuğun “İtalyan savaşı” (1911-1912) sırasında yapıldığını yazar. Kitabın içindekiler sayfası Amasya bölümünü şöyle özetliyor: tuhaf bir boğaz, pekmez yapımı, uğursuz bir ses ve “Küçük Asya'nın en pitoresk şehri Amasya.”39

6–7 Eylül 1914

Âşık Ahmet Cemal

Gezici saz şairi. Elinde teber, başında dilimli tac.

Bu listedeki tek saz şairi. Amasya'ya 6 Eylül 1914'te geldi, ertesi gün Samsun'a gitti. Geride bıraktığı bir rapor değil, bir destan: “Beş cemalli, müjdeli, cilveli, vatanî ve siyasî Amasya destanı.”40

Yaşamı hakkında bilgi yok; elimizdeki tek şey fotoğrafı ve sözleri. Ötekiler şehri yazdı; o, sazıyla söyledi.

20. yüzyıl

Albert Louis Gabriel

Fransız mimar ve sanat tarihçisi (1883–1972).

Anadolu Türk mimarisini belgeleyen adam. Listeyi kapatan sözü bir gezgin izlenimi değil, bir çağrı. Şehrin evlatlarının Amasya'yı eski parlak günlerine kavuşturmak için çalışması gerektiğini söyler ve ekler: “Onlar şehirlerinin geçmişi, bugünü ve geleceği ile her zaman onur duymalıdırlar.”41

Bu site, bir bakıma, o cümleye verilmiş geç bir cevaptır.

Bu sayfadaki alıntılar nereden geliyor?
Seyyahların özgün kitaplarının çoğunu biz okumadık. Kırkı da Ali Tuzcu'nun Seyahatnâmelerde Amasya derlemesinden alındı; o kitap bu seyyahların Amasya ile ilgili sayfalarını bir araya getiriyor. Bu yüzden kaynakçada “naklen” ibaresi var: özgün eser önce, onu aktaran kitap sonra yazılır. Derlemedeki bir tarihin kuşkulu göründüğü yerde (Childs) kitabın aslına baktık.

Tırnak içinde verdiklerimiz, aksi söylenmedikçe seyyahların kendi cümleleridir (Türkçe çevirileriyle). Tuzcu'nun bölümlere koyduğu başlıkları aktardığımız her yerde bunu ayrıca yazdık — başlık, seyyahın ne anlattığının derleyen tarafından yapılmış özetidir, seyyahın sözü değil.

Kaynaklar

Kırk bir madde. Her seyyah kendi eseriyle, sayfasıyla. Ortak derleme künyesi: Ali Tuzcu, Seyahatnâmelerde Amasya (Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007) — aşağıda kısaca Tuzcu diye geçiyor.

  1. Strabon, Geographika: Antik Anadolu Coğrafyası XII-XIII-XIV, çev. Adnan Pekman (İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2000), 49-52, naklen Ali Tuzcu, Seyahatnâmelerde Amasya (Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007), 5-6.
  2. Plinius, Naturalis Historia, naklen Tuzcu, 9-11.
  3. Anna Komnena, Alexiad, naklen Tuzcu, 12-18.
  4. Şerif İdrisi, Nüzhetü'l-müştâk fî ihtirâki'l-âfâk, naklen Tuzcu, 19.
  5. İbn Saîd el-Mağribî, naklen Tuzcu, 20.
  6. İbn Battuta, İbn Battuta Seyahatnâmesinden Seçmeler, haz. İsmet Parmaksızoğlu (Ankara: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1970), 27, naklen Tuzcu, 21-22; Fatih Kertil, Büyük Selçuklu Döneminden Osmanlı Yönetimine Kadar Amasya Tarihi (Samsun: Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2014), 51; Emine Türkoğlu, Amasya İli, Hatuniye Mahallesi Geleneksel Yerleşim Dokusunun Analizi, Değerlendirilmesi ve Koruma Geliştirme Önerisi (Ankara: Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2006), 19; Kani Kuzucular, Amasya Kentinin Fiziksel Yapısının Tarihsel Gelişimi (İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, 1994), 48. — Ziyaret yılı: Tuzcu 1339, Kertil 1329, Türkoğlu 733/1333 verir. Rifâî tekkesinin Amasya'da değil Sonisa'da olduğu ve Parmaksızoğlu çevirisindeki eksiklik: Kuzucular.
  7. Tüccar Basil, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 23-24.
  8. Ogier Ghiselin de Busbecq, İstanbul ve Amasya Seyahatnamesi (İstanbul: Alfa Yayınları, 2021); ayrıca naklen Tuzcu, 25-32.
  9. Hans Dernschwam, İstanbul ve Anadolu'ya Seyahat Günlüğü, naklen Tuzcu, 33-51.
  10. Âşık Mehmed, Menâzırü'l-avâlim, naklen Tuzcu, 52-53.
  11. Polonyalı Simeon, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 54.
  12. Jean-Baptiste Tavernier, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 55-58.
  13. Boullaye le Gouz, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 59-63.
  14. Evliya Çelebi, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 64-76.
  15. Macarius, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 77-78.
  16. Kâtip Çelebi, Cihannümâ, naklen Tuzcu, 86-89.
  17. Domenico Sestini, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 79-85.
  18. James Morier, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 90-94.
  19. Albay Rottiers, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 95-98.
  20. Robert Ker Porter, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 99-107.
  21. Victor Fontanier, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 108-129.
  22. Charles Texier, Küçük Asya, naklen Tuzcu, 130-135.
  23. William John Hamilton, Researches in Asia Minor, Pontus and Armenia, C. I (Londra, 1842), 362-373, naklen Tuzcu, 136-146.
  24. Helmuth von Moltke, Türkiye Mektupları, naklen Tuzcu, 147-150.
  25. William Francis Ainsworth, Travels and Researches in Asia Minor, naklen Tuzcu, 151-154.
  26. Robert W. Stevens, 1841 tarihli konsolosluk raporu, naklen Tuzcu, 155-160.
  27. Perunak Feruhan Bey, Seyahatnâme, çev. Hrand D. Andreasyan, naklen Tuzcu, 161.
  28. Henry John Van Lennep, Travels in Little-Known Parts of Asia Minor, naklen Tuzcu, 162-182.
  29. Karl Ritter, Die Erdkunde von Asien, naklen Tuzcu, 183-186.
  30. Andreas David Mordtmann, Anatolien: Skizzen und Reisebriefe aus Kleinasien (1850-1859) (Hannover, 1925), 90-100, 472-473, naklen Tuzcu, 187-195.
  31. Heinrich Barth, Reise von Trapezunt nach Skutari, naklen Tuzcu, 196-213.
  32. Georges Perrot, naklen Kültürel Miras Boyutuyla Amasya (Amasya: Amasya Üniversitesi, BAP Projesi SEB-BAP25-0233, 2026), 11-12. — “Coğrafi Konum ve Yerleşim Sürekliliği” bölümü; Perrot'nun 1861 tarihli “Anadolu'nun Oxford'u” sözü burada anılır.
  33. Ali Tuzcu, Seyahatnâmelerde Amasya (Amasya: Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2007), 214-244. — Perrot'nun 1861 gezisi, yol arkadaşları (mimar Guillaume, hekim Jules Delbet) ve Amasya'nın ilk fotoğraflarının Delbet tarafından çekilmesi.
  34. William Gifford Palgrave, 1869 tarihli konsolosluk raporu, naklen Tuzcu, 245-250.
  35. Osman Hamdi Bey, Les Costumes Populaires de la Turquie, naklen Tuzcu, 251-258.
  36. Henry Fanshawe Tozer, Turkish Armenia and Eastern Asia Minor (Londra, 1881), 23-44, naklen Tuzcu, 259-272.
  37. Vital Cuinet, La Turquie d'Asie, naklen Tuzcu, 273-304.
  38. Ernst von der Nahmer, Seyahatnâme, naklen Tuzcu, 305-316.
  39. W. J. Childs, Across Asia Minor on Foot, 2. basım (Edinburgh ve Londra: William Blackwood and Sons, 1917), önsöz ve içindekiler (VII. bölümün özeti); ayrıca naklen Tuzcu, 321-341. — Yolculuğun “İtalyan savaşı” sırasında yapıldığı önsözde yazılıdır; Tuzcu gelişi 1916'ya koyar. Kitabın dijital kopyası: archive.org/details/acrossasiaminoro00chiluoft (Erişim 2 Ekim 2026).
  40. Âşık Ahmet Cemal, Amasya Destanı, naklen Tuzcu, 317-320.
  41. Albert Louis Gabriel, Monuments Turcs d'Anatolie, naklen Tuzcu, 342-346.

Bazı künyeler bilerek eksik. Tuzcu'nun derlemesindeki kırk seyyahın tamamı işlendi; ancak bazı seyyahların özgün eser künyeleri (basım yeri, yılı, çevirmen) derlemede tam verilmediği için eksik bırakıldı — uydurulmadı.